<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ehliman.net &#187; Hikaye</title>
	<atom:link href="http://www.ehliman.net/category/hikaye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ehliman.net</link>
	<description>Elinden geleni ardın&#039;a koymayan!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Dec 2011 01:27:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Baba, oğul ve eşek</title>
		<link>http://www.ehliman.net/2010/03/11/baba-ogul-ve-esek/</link>
		<comments>http://www.ehliman.net/2010/03/11/baba-ogul-ve-esek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 23:31:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ehliman Şen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[eşek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[memnun]]></category>
		<category><![CDATA[oğul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ehliman.net/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün baba-oğul ve eşekleri yola çıkarlar. Baba biner eşeğe çocuk da yürür ardı sıra.Biri çıkar önlerine: -Utan be adam ! Koca adam eşeğe binip çocuğunu yürütüyorsun! Adam düşünür ve utanır, doğru , der ve iner , oğlunu bindirir eşeğe . Bir başkası çıkar önlerine: -Ayıp! Ayıp ! Yaşlı baban yürüyor sen eşeğe biniyorsun ! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün baba-oğul ve eşekleri yola çıkarlar. Baba biner eşeğe çocuk  da yürür ardı sıra.Biri çıkar önlerine:</p>
<p><strong>-Utan be adam ! Koca adam eşeğe binip çocuğunu yürütüyorsun!</strong></p>
<p>Adam düşünür ve utanır, doğru , der ve iner , oğlunu bindirir eşeğe .  Bir başkası çıkar önlerine:</p>
<p><strong>-Ayıp! Ayıp ! Yaşlı baban yürüyor sen eşeğe biniyorsun !<span id="more-262"></span></strong></p>
<p>Baba – oğul düşünürler birlikte binerler bu kez. Ama o da ne?</p>
<p>-         <strong>Be vicdansızlar ! Bu sıcakta eşeğe iki kişi binip  canını mı alıcaksınız? Yazıklar olsun.</strong></p>
<p>Bu kez baba-oğul birbirlerine bakar ve eşeğe ikisi de binmez.Ama bir  başkası bu kez:</p>
<p><strong>-       “ Enayiler ,  eşek bomboş gidiyor bunlar yürüyor” </strong>demez  mi?<strong></strong></p>
<p>Baba der ki oğluna :</p>
<p>-<strong>Oğlum öyle yaptık olmadı , böyle yaptık olmadı , sen  bacaklarından tut , ben de başından biz onu taşıyalım…</strong></p>
<p>Sırtlarına alırlar eşeği, düşerler yola. Ama bu kez bir  başkası  dikilir karşılarına.</p>
<p>-         <strong>Şunlara bakın! Eşek onları taşıyacağına , onlar  eşeği taşıyor </strong>! deyip basınca kahkahayı baba ve oğul  bakakalırlar ardından adamın.</p>
<p><strong>İnsanları memnun etmek zor değil.. Çünkü imkansız!</strong> Herkesi mutlu etmeye çalışırsanız, ne mutlu olabilirsiniz, ne de kimseye  yaranabilirsiniz.</p>
<p>O yüzden en baştan kendi doğrunuzu ortaya koyacaksınız, o sizin  rotanız olacak<strong>, ötesine hiç bakmayacaksınız..</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ehliman.net/2010/03/11/baba-ogul-ve-esek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değer kıymet bilmek!</title>
		<link>http://www.ehliman.net/2010/03/02/deger-kiymet-bilmek/</link>
		<comments>http://www.ehliman.net/2010/03/02/deger-kiymet-bilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 14:11:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ehliman Şen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ehliman.net/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahipiri bir nesne verip: &#8220;Oğlum&#8221; der, &#8220;Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kim&#8230;seye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir. Öğrenci elindeki ile çevresindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahipiri bir nesne verip:</p>
<p>&#8220;Oğlum&#8221; der, &#8220;Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kim&#8230;seye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.</p>
<p>Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve &#8220;Şunu kaça alırsınız?&#8221; diye sorar .<span id="more-260"></span></p>
<p>Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: &#8220;Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın&#8221; der.</p>
<p>İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.</p>
<p>Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, &#8220;Bu der &#8220;benim semerlere iyi süs olur. Bundan &#8220;kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna</p>
<p>bir on lira veririm.&#8221; En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.</p>
<p>&#8220;Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri neredenbuldun?&#8221; diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. &#8220;Buna kaç lira istiyorsun?&#8221;</p>
<p>Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?&#8221; &#8220;Ne istiyorsan veririm.&#8221;</p>
<p>Öğrenci, &#8220;Hayır veremem.&#8221; diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:</p>
<p>&#8220;Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.&#8221;</p>
<p>Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.<br />
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için herşeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..</p>
<p>Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.</p>
<p>Bilge sorar: &#8220;Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?&#8221;</p>
<p>Öğrenci: &#8220;Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık&#8221; diye cevap verir.</p>
<p>Bilge hoca çok kısa cevap verir: &#8220;Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir.&#8221;</p>
<p>Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.<br />
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ehliman.net/2010/03/02/deger-kiymet-bilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluk Nerde Saklı?</title>
		<link>http://www.ehliman.net/2008/11/27/mutluluk-nerde-sakli/</link>
		<comments>http://www.ehliman.net/2008/11/27/mutluluk-nerde-sakli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 16:07:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ehliman Şen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[nerde]]></category>
		<category><![CDATA[saklı]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ehliman.net/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş hep şikayetçi, hep bıkkınmış. bir gün melekler, mutluluğu saklamaya karar vermişler. saklayalım zor bulsunlar&#8230; zor buldukları için belki kıymetini bilirler. diyerek başlamışlar tartışmaya&#8230; sorun büyükmüş&#8230; kimisi: &#8220;everestin tepesine saklayalım&#8221; demiş, kimisi &#8221; atlas okyanusun dibine&#8221; demiş. tac mahalin kubbesi,mekke sokakları,italyan sofrası&#8230; bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,şarap şişesi&#8230; sigara paketi,lale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş hep şikayetçi, hep bıkkınmış.<br />
bir gün melekler, mutluluğu saklamaya karar vermişler.<br />
saklayalım zor bulsunlar&#8230;<br />
zor buldukları için belki kıymetini bilirler.<br />
diyerek başlamışlar tartışmaya&#8230;<br />
sorun büyükmüş&#8230;<br />
kimisi:<span id="more-106"></span><br />
&#8220;everestin tepesine saklayalım&#8221; demiş, kimisi &#8221; atlas okyanusun dibine&#8221; demiş.<br />
tac mahalin kubbesi,mekke sokakları,italyan sofrası&#8230;<br />
bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,şarap şişesi&#8230;<br />
sigara paketi,lale bahçesi&#8230;<br />
pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş.<br />
derken meleklerden biri;<br />
&#8220;İÇLERİNE SAKLAYALIM&#8221; demiş&#8230;<br />
&#8220;kimsenin aklına gelmez ki içine bakmak!!!&#8221;<br />
işte o gün bugündür mutluluk insanın içinde saklıymış&#8230;<br />
hiç bir mutluluk kolay bulunmuyor.<br />
kolay kolay gülmüyor insanın yüzü&#8230;<br />
emekte ve insanın içinde saklı mutluluk&#8230;<br />
ne başkasın ekmeğinde, ne başkasın evinde, ne de başka bir şeyde&#8230;<br />
&#8220;<strong>BU YÜZDEN GÖZÜNÜZ HEP İÇERDE OLSUN</strong>&#8220;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ehliman.net/2008/11/27/mutluluk-nerde-sakli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yolumuzdaki Engeller..</title>
		<link>http://www.ehliman.net/2008/11/17/yolumuzdaki-engeller/</link>
		<comments>http://www.ehliman.net/2008/11/17/yolumuzdaki-engeller/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 23:59:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ehliman Şen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[engeller]]></category>
		<category><![CDATA[kese]]></category>
		<category><![CDATA[kral]]></category>
		<category><![CDATA[yolumuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ehliman.net/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak?. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine<br />
kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.<br />
Bakalım neler olacak?.<br />
Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları,<br />
saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene<br />
kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler.<br />
Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar<br />
vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir<br />
köylü çıka geldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.<span id="more-80"></span><br />
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı<br />
ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı<br />
ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden<br />
sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin<br />
durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu<br />
vardı içinde.</p>
<p>&#8220;Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir&#8221; diyordu kral.</p>
<p>Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.</p>
<p>&#8220;Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ehliman.net/2008/11/17/yolumuzdaki-engeller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

